Maraş bize mezar olmadan,düşmana gülzar olamaz Maraşlım bir hamaset destanı nakşedildi bağrında Yurdumun aslanları,öldü iman uğruna Ruhlarda bayraklaşan,Allah için savaştır Bu şehitler diyarı işte bu yer Maraştır
Bütün Kahramanmarasli'larin çete bayramini kutLarim..
İki güneş geçti bir gece Biraz yağmur yağdı bana Biraz ben yağmura... Sevdiğim bir şarkı çıktı radyoda Yarısına ben eşlik ettim Yarısına gözlerim... Anlatmak istemiyorum ama BEN SENİ BURDA ÇOK ÖZLEDİM! ...
Az önce doğudan battı güneş. Gizlendi gölgeler. Karanlığın içinden sökülüp çıkarıldı ışıkların gizemli estetiği. Bir kara senfonisin siyah lalem... Bütün duyargalarımı açtım seni dinliyorum. Sürükleyip götüren, parçalayan bölen, tamamlayan. Suskun değerlerimin ışıltılı sesi. Bir kara senfonisin siyah lalem...
Beslenme tipi ve saatlerinin değişmesi nedeniyle Ramazan'da bu hatalardan kaçının.
Ramazanda, çok yağlı, tuzlu ve aşırı tatlı besinler yerine hazmı kolay, mide, bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve selüloz içeren sebze, meyve, kepekli ekmek tercih edilmesi gerektiği bildirildi.
AA muhabirine açıklama yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Erkan Erdal, oruç tutmanın toksinleri temizleyici etki yaptığını belirterek, ''Oruç tutan insanlar belirli bir şekilde beslendikleri için organizma bir ay dinleniyor. Bu da toksinlerin temizlenmesinde etkili oluyor'' dedi.
Erdal, iftar ve sahurda birden bire ve çok fazla yemekle mideyi doldurmamak gerektiğine dikkati çekerek, ''Ani mide gerginliği hem tansiyon yükselmesine hem de nörolojik hormonların hızlı salgılanmasına yol açar. İftardan sonra azar azar, iyi çiğneyerek ve sık aralıklarla yemek yenmelidir'' diye konuştu.
Yemeklerin seçiminde çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı besinlerden kaçınılması gerektiğini ifade eden Erdal, bunların yerine hazmı kolay, mide, bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve selüloz içeren sebze, meyve ve kepekli ekmeğin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.
Erdal, kızartmalardan da uzak durulması gerektiğine dikkati çekerek, şu bilgileri verdi: ''Yemeğe hafif bir çorbayla başlanmalı, bağırsak problemi olanlar çorbalarına kepek ilavesi yapabilecekleri gibi, kepekli ekmek de tercih edebilirler. Etli veya etsiz, fazla yağlı olmayan sebze yemeği, yoğurt ve meyve, tatlı olarak ise sütlü tatlılar tercih edilmelidir.''
SAHURDA NELER YENİLMELİ? Erdal, protein içeriği fazla olan gıdaların, midenin boşalma süresini uzatarak, acıkmayı geciktirdiğini belirterek, sahurda kahvaltı şeklinde bir öğün düşünülebileceğini, bol sıvı ve meyve yenilmesini önerirken, sahurda kalkılmadan oruç tutulmamasını söyledi. Bu durumda metabolik hızın düşeceğini ve buna bağlı olarak baş ağrısı, halsizlik oluşacağını kaydeden Erdal, ''İftar ile sahur arasında en az 1.5 litre su içilmeli'' dedi.
Oruç tumanın bir zayıflama yöntemi olmadığına dikkati çeken Erdal, oruç tutmanın sağlıklı kişiler için olduğunu, kilo almamak için mutlaka sahura kalkılması gerektiğini belirtti.
Gittin... Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım...
Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım...
Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım...
Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım.
Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım...
Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım...
Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım...
Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...
Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...
Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım...
Kuduz dişlerle ısırıldı bir şiirin alt dudağı Kan dağıldı boylu boyunca kin kafesine Mürted şairler şehvet sağıyorken kulak memesinden Afazi bir şair hüzün demliyor kulaktan aşka Aşkı yontuyor dudaktan kana
Hurma yapraklarından yapılıyor yatak Hurma yapraklarına yağıyor sağanak Hurma yapraklarına yazılıyor yasak Her asit damlası bir şehvet duası Her asit damlasının ucunda imgeli batak
Gel artık ey Çoban Gel ve indir şiirleri Kâbe duvarlarından
Bir kervan yükü hırka taşınıyor Busra'ya Bin sayfa şiir taşıyor Süheyl, Bahira'ya Bahira'ya, Busra'ya, Busra panayırına Bir rahip, sağlam bir rahip arıyor tuzaklar Soyunmak için günahı, soyunmak için Menat'a Busra'da asılıyor yapraklar dallara Bir ışık üflüyor ruhu, Mekkeli çadıra Bir ışık doğuyor Süheyl'in çadırına
Gel artık ey Çoban Gel ve indir şiirleri Kâbe duvarlarından
Yakılıyor deve derileri Bu harp hangi şairlere dairdir Kudretinden sual olunmayan Yâr Sana yazılmayan şiir Dudakta kanayan nehirdir Sana yazılmayan şiir Kulaklardan sağılan zehirdir Sana yazılmayan şiir Kâbe'ye asılan şiirdir Kâbe'ye asılan şiir Hangi tuğyana dairdir
Kargısını ciğerime saplasın Tâif'te taşlanan deve Hörgücünde isyan Boynunda hüzün demlemiştir
Gel artık ey Çoban Gel ve indir şiirleri Kâbe duvarlarından
Hırkayı kime emanet ettin Ka'b? Parmağını hangi kuyuya sakladın Reveha?
Bıraktigin gibiyiz.
Ustalastik biraz daha
tasi kirmakta,
dostu düsmandan ayirmakta...
Hos geldin.
Yerin hazir.
Hos geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELIM.....
cursor